Tarih, yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferlerle değil, o zaferleri kalıcı hâle getiren diplomatik başarılarla da yazılır. Türk milleti için 24 Temmuz 1923, işte böyle bir dönüm noktasıdır. O gün imzalanan Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşı'nın diplomasi masasında taçlandırılmış zaferi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ise uluslararası alanda kabulünü sağlayan tarihî bir belgedir. Bu başarının temelinde, Millî Mücadele'yi zafere ulaştıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliği ile onun tam güvenini kazanmış silah arkadaşı İsmet Paşa'nın (İnönü) diplomatik dirayeti bulunmaktadır.
Lozan'ın gerçek anlamını kavrayabilmek için önce Sevr Antlaşması'nı hatırlamak gerekir. 10 Ağustos 1920'de Osmanlı Devleti'ne dayatılan Sevr, bir barış antlaşmasından çok, Türk milletinin bağımsızlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir paylaşım planıydı. Anadolu'nun büyük bir bölümü işgal güçleri arasında paylaştırılıyor, Boğazlar uluslararası denetime bırakılıyor, kapitülasyonlar genişletiliyor ve devletin siyasi ile ekonomik egemenliği büyük ölçüde yabancı devletlerin kontrolüne sokuluyordu. Kısacası Sevr, bağımsız bir devlet değil, egemenlik hakları elinden alınmış bir ülke öngörüyordu. Ancak Türk milleti bu dayatmayı kabul etmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı, Sevr'i fiilen hükümsüz kıldı ve milletin bağımsız yaşama iradesini bütün dünyaya gösterdi. Atatürk, askerî zaferin ancak diplomasiyle kalıcı hâle gelebileceğini biliyor, bu nedenle Lozan görüşmelerini Millî Mücadele'nin ayrılmaz bir parçası olarak görüyordu. Türk heyetine başkanlık eden İsmet Paşa ise aylar süren zorlu müzakerelerde büyük devletlerin baskıları karşısında tam bağımsızlık ilkesinden taviz vermeden Türkiye'nin haklarını kararlılıkla savundu. İşte Lozan'ın tarihî önemi de burada yatmaktadır. Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değil, Sevr'i tarihin sayfalarına gömen, Türk milletinin bağımsızlığını uluslararası hukuk önünde tescil eden diplomatik bir zaferdir. Antlaşma ile kapitülasyonlar kaldırılmış, Türkiye'nin siyasi ve hukuki egemenliği büyük ölçüde güvence altına alınmış, yeni Türk Devleti uluslararası toplum tarafından eşit ve bağımsız bir devlet olarak tanınmıştır. Cumhuriyet'in ilanından yalnızca üç ay önce imzalanan Lozan, yeni devletin uluslararası meşruiyetini sağlayan en önemli diplomatik başarı olmuştur. Bu büyük başarının arkasında ise iki güçlü devlet adamı vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele'yi zafere ulaştıran Başkomutan olmasının yanında, tam bağımsızlık ilkesini Lozan görüşmelerinin vazgeçilmez esası hâline getiren büyük bir devlet adamıdır. İsmet İnönü ise dünyanın en güçlü devletlerinin temsilcileri karşısında sergilediği kararlı, sabırlı ve ilkeli müzakere anlayışıyla Türk diplomasi tarihinin en önemli başarılarından birine imza atmıştır. Atatürk'ün vizyonu ile İnönü'nün diplomatik başarısı birleşerek Cumhuriyet'in uluslararası temellerini sağlamlaştırmıştır. Bugün Lozan'a baktığımızda yalnızca geçmişte imzalanmış bir antlaşmayı değil, bağımsızlığın, millî egemenliğin ve çağdaş Türkiye'nin hukukî temelini görürüz. Lozan, cephede kazanılan zaferlerin masa başında korunabileceğini gösteren tarihî bir ders niteliğindedir. Güçlü bir ordunun yanında güçlü bir diplomasinin de devletlerin geleceğini belirlediğini en açık biçimde ortaya koymuştur.
Aradan bir asrı aşkın süre geçti. Dünya değişti, uluslararası dengeler farklılaştı. Ancak devletlerin bağımsızlığına, egemenliğine ve millî iradesine verilen önem hiçbir zaman değişmedi. Günümüzde de devletlerin varlığını sürdürebilmesi, yalnızca askerî güçleriyle değil, aynı zamanda güçlü diplomasi anlayışları ve millî çıkarlarını kararlılıkla savunabilmeleriyle mümkündür. İşte bu yönüyle Lozan, yalnızca geçmişte imzalanmış bir barış antlaşması değil, bağımsızlığın korunmasında diplomasi, kararlılık ve millî birlik ruhunun ne denli hayati olduğunu gösteren tarihî bir tecrübedir.
24 Temmuz'u anarken Lozan'ı yalnızca imzaların atıldığı bir tarih olarak görmek eksik bir değerlendirme olur. Lozan, Kurtuluş Savaşı'nın diplomasiyle taçlanan zaferi, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda kabulünün ve tam bağımsızlık idealinin hukukî teminatıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlü liderliği ve devlet adamlığı ile İsmet İnönü'nün sabırlı, kararlı ve ilkeli diplomatik mücadelesi sayesinde Türk milleti, bağımsız yaşama iradesini bütün dünyaya kabul ettirmiştir.
Bugün Lozan'a sahip çıkmak, yalnızca bir tarihî belgeyi hatırlamak değildir. Bağımsızlığa, millî egemenliğe ve Cumhuriyet'in temel değerlerine sahip çıkmaktır. Çünkü Lozan, yalnızca geçmişte kazanılmış bir diplomatik başarı değil, bağımsızlığın bedelini bilen bir milletin geleceğe bıraktığı en değerli miraslardan biridir. Bu nedenle Lozan, dünün mirası olduğu kadar, yarının da en güçlü güvencesi olmaya devam edecektir.











