Cumhuriyet döneminde tarımsal kalkınmanın sağlanması amacıyla kooperatifçilik devlet politikası haline getirilmiştir. 1924’te çıkarılan yasalarla hukuki altyapı oluşturulmuş ve Ziraat Bankası aracılığıyla düşük faizli kredilerle desteklenmiştir. 1931 yılında toplanan Ziraat Kongresi’nde, sadece üretimin değil, pazarlama ve satışın da planlı bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilmiş ve bu doğrultuda 1935’te 2834 sayılı “Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu” çıkarılmıştır. Böylece üreticilerin kooperatif çatısı altında örgütlenerek ürünlerini daha sağlıklı koşullarda pazarlaması, fiyat istikrarının sağlanması ve kalite artışı hedeflenmiştir. Bu gelişmeler Iğdır Ovası’nda da karşılık bulmuş, özellikle pamuk üretimi konusunda kooperatifleşme çalışmaları hız kazanmıştır. Dönemin Maliye Bakanı Fuat Ağralı ve Celal Bayar’ın Iğdır ziyareti sonrası Aralık’ta 172 ortaklı bir kooperatif kurulmuş; ardından Iğdır merkez, Tuzluca, Taşburun ve Başköy gibi bölgelerde yeni kooperatifler teşkil edilmiştir. Üretimin finansmanı, ürünün depolanması, kalite kontrolü ve satış aşamaları kurumsal bir yapı içinde yürütülmüş; kooperatifler üreticiyi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden yapılar olarak önemli bir rol üstlenmiştir. Pamuk tarımı bu sayede daha modern ve sürdürülebilir bir zemine kavuşmuş, Iğdır Ovası’nda tarımsal kalkınma planlı ve örgütlü bir biçimde ilerlemiştir.
Geçmişte pamuk üretimiyle ilgili elde edilen kurumsal tecrübe, bugün Iğdır’da kayısı gibi stratejik tarım ürünleri için de yol gösterici niteliktedir. Pamuk üreticilerinin örgütlenmesiyle elde edilen başarı, üretici ile pazar arasındaki dengeyi kurma, fiyat istikrarını sağlama ve kalite kontrolünü gerçekleştirme açısından önemli bir model ortaya koymuştur. Benzer bir yapılanma, bugün Iğdır kayısısı için de yeniden gündeme alınmalıdır. Iğdır kayısısı; tadı, aroması ve erken olgunlaşması gibi özellikleriyle hem iç hem de dış piyasada yüksek potansiyele sahip bir üründür. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için dağınık ve bireysel üretim yapısından çıkarak, örgütlü ve bütüncül bir üretim-pazarlama ağı kurulması şarttır. Bu noktada, kooperatifleşme, sadece üreticiyi bir araya getiren bir yapı değil, aynı zamanda bölgesel kalkınmanın da temel dayanaklarından biri olarak görülmelidir.
Kurulacak kayısı üretici kooperatifleri, öncelikle üretimin planlanması, kalite standartlarının belirlenmesi ve denetlenmesi gibi teknik süreçlerde etkin rol oynamalıdır. Aynı zamanda modern pazarlama tekniklerinin kullanılması, ürünün soğuk hava depolarında muhafaza edilerek raf ömrünün uzatılması ve ulusal-uluslararası pazarlarda tanıtımı gibi işlevleri de üstlenmelidir. Kooperatifler aracılığıyla oluşturulacak ortak markalar, Iğdır kayısısının tanıtımında önemli bir araç olacaktır. Bu da hem ürünün değerini artıracak hem de üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlayacaktır. Ayrıca, kooperatifler üreticilere tarımsal eğitim, gübre, ilaç ve fide temini gibi konularda destek sağlayarak girdi maliyetlerini azaltabilir, finansmana erişim noktasında ise bankalarla daha güçlü ilişkiler kurarak kredi olanaklarını genişletebilir. Bu yönüyle, kayısı kooperatifleri sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal dayanışmayı da güçlendiren yapılar haline gelebilir.











