Bir sezon daha acısıyla, tatlısıyla geride kaldı. Sahanın içinde alın teri, kenarında umut, tribünlerinde ise beklenti vardı. Emek verildi, mücadele edildi, zaman zaman sevindik, zaman zaman hayal kırıklığı yaşadık. Ama en önemlisi, bu sezon bize çok şey anlattı.
“Bir şehir bir kahraman doğurur” sözü çoğu zaman abartı gibi gelir. Ancak dün Iğdır’ın yaşadıkları, bu sözün ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin dört bir yanında sporla ilgilenen insanlar Iğdır’ı konuştu. Gözler bu küçük ama iddialı şehre çevrildi. Bunun tek bir nedeni vardı: Cantürk Alagöz.
Bu şehirde kazanıp başka şehirlerde hayat kuran, hatta Iğdırlı olduğunu gizleyen iş insanlarının aksine; Cantürk Alagöz dışarıda kazandığını bu topraklara yatırmayı tercih etti. Özellikle Iğdırspor’a yaptığı katkılar, sadece bir kulübe değil, bir şehrin moraline ve özgüvenine yapılan yatırımdır.
Sezon başına dönersek… Kurulan kadro, yapılan transferler ve oluşturulan yapı birçok spor otoritesine göre Süper Lig yolunu açacak nitelikteydi. Nitekim lige iyi bir başlangıç da yapıldı. Ancak ilerleyen haftalarda açıklanması zor bir düşüş yaşandı. Teknik ekip değişti, kadroda revizyonlar yapıldı ama beklenen toparlanma bir türlü gelmedi. İlk devrede kazanılan puanların aksine ikinci devrede kaybedilen puanlar, sezonun kaderini belirledi. O puanlar toplanabilseydi bugün bambaşka bir tablo konuşuyor olabilirdik.
En çok sorgulanması gereken nokta ise şu: Şampiyonluğa oynayan takıma kök söktüren bir ekip, neden kendi sahasında kazanması gereken maçları bu kadar kolay kaybetti? Bu sorunun cevabı verilmeden yeni sezon planlaması eksik kalır. Çünkü burada sadece futbol konuşulmaz; ciddiyet, motivasyon ve sorumluluk da sorgulanır.
Sezonun son haftasında oynanan Amed maçı ise sadece bir futbol karşılaşması değildi. Günler öncesinden türlü dedikodular yayıldı. “Iğdır maçı verir”, “Amed rahat kazanır” söylemleri dolaştı. Ancak sahaya çıkıldığında Iğdırspor, sporun gereğini yaptı. Mücadele etti, direndi ve herkesin gözü üzerindeyken karakter ortaya koydu. Bu, en az puan kadar değerliydi.
Amedspor’u da ayrıca tebrik etmek gerekir. Zorlu bir sezonun ardından hedeflerine ulaştılar. Başarı, sahada kazanılır ve hak eden takdir edilir.
Ama bu maçın ardından konuşulması gereken başka bir gerçek daha vardı: Hakemler. Sezon boyunca verilen tartışmalı kararlar, kaybedilen puanlar… Bunlar sadece bir istatistik değil, doğrudan emeğin karşılığıdır. Eğer bir takımın kaderi bu kadar kolay etkilenebiliyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir.
Gelelim tribünlere… Açık konuşmak gerekirse en büyük hayal kırıklıklarından biri burada yaşandı. O gün şehir dolup taşmış, esnafın yüzü gülmüş, oteller dolmuştu. Iğdır uzun zaman sonra böyle bir hareketlilik yaşamıştı. Ama ne yazık ki tribünlerde birlik yerine ayrışma vardı. En acı olan ise şu: Iğdırlıya saldıran yine Iğdırlıydı.
Bu futbol. Bu siyaset değil. Kendi şehrinin takımına sahip çıkmak, en temel refleks olmalı. Farklı düşünceler olabilir ama söz konusu Iğdır ise herkesin aynı tarafta durması gerekir. Bu bir tercih değil, bir duruştur.
Bir başka önemli konu da seyirci meselesi. Takım eleştiriliyor ama tribünler dolmuyor. 76 lira verip maça gelmeyen, ama en ağır eleştiriyi yapan bir profil var. Oysa bu takım destekle büyür. Sadece kötü günde değil, iyi günde de tribünde olmak gerekir.
Diyarbakır örneği bu açıdan çarpıcı. Nüfus olarak Iğdır’ın katbekat üzerinde olan bir şehir, takımına sahip çıkıyor. Biz ise elimizdeki değerin farkına varmakta zorlanıyoruz. Oysa burada verilen mücadele, sadece bir futbol kulübünün mücadelesi değil; bir şehrin kendini var etme çabasıdır.
Şimdi önümüzde yeni bir sezon var. Yeni bir yapılanma, yeni bir umut… Tecrübeli bir teknik adamla yola devam edilecek olması önemli bir avantaj. Ama asıl değişmesi gereken zihniyet. Sahada ciddiyet, tribünde birlik, şehirde sahiplenme olmadan başarı kalıcı olmaz.
Temennimiz şu: Bu sezon Amedspor’un yaşadığı mutluluğu, önümüzdeki yıl Iğdırlılar yaşasın. Ama bunun için herkesin üzerine düşeni yapması şart.
Çünkü başarı sadece sahada kazanılmaz. Başarı, bir şehrin birlikte hareket edebilme gücüdür.











