Iğdır semalarından kayıp giden, ömrünü memleketine ve insanına adamış bir vatan
evladının aziz hatırasına...
Iğdır siyasetinden, bu kadim toprakların bağrından bugüne dek nice yüzler, nice sesler gelip geçti.
Bizim neslimizin hatırladığı, elini sıktığı, sofrasına oturduğu, sokakta selamlaştığı pek çok
siyasetçi oldu. Her birinin arkasında bıraktığı ayrı bir iz, her birinin kendine has bir hikâyesi vardı şüphesiz. Fakat tüm bu isimlerin arasında öyle biri vardı ki, onun yeri, duruşu ve bu topraklara bıraktığı sevgi bambaşkaydı. O isim, vatan sevgisini asil bir asker üniformasıyla taçlandırmış, ardından ömrünü memleketinin kalkınmasına adamış olan merhum Nuri Alagöz’dür.
Nuri Alagöz, sadece bir bürokrat veya bir siyasetçi değildi; o, doğduğu topraklara sadakatle bağlı, yüreği her daim Karakoyunlu’nun rüzgârıyla çarpan eşsiz bir şahsiyetti. 12 Eylül’ün o zorlu ve fırtınalı siyasi ikliminde, Türkiye’nin unutulmaz lideri merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile yolları kesişmiş, onun takdirini kazanarak devlet kademelerinde sarsılmaz bir yer edinmişti. Şerefli Türk Ordusu'nda Albay rütbesine kadar yükselip, bu kutsal üniformayı layıkıyla taşıdıktan sonra emekliye ayrılmış ve baba ocağına, doğduğu topraklara hizmet etmek gayesiyle siyasete atılmıştı.
Sandıklardan Taşan Sevgi, Ankara’ya Ulaşamayan Adalet
Belki siyasette talihi her zaman yaver gitmedi, belki Ankara’nın o günkü karmaşık labirentleri onun mert ve hesapsız yürüyüşüne tam anlamıyla ayak uyduramadı. Ancak o, halkının gönlünde çoktan en yüksek makama seçilmişti. Karakoyunlu’ya ilk aday olarak geldiği günü dün gibi hatırlar bilenler... Belde halkı onu adeta bağrına basmış, ona olan sevgisini, inancını sandıkları tulum oylarla doldurarak göstermişti. Ne yazık ki o dönem uygulanan, adilliği her zaman tartışılan "tercihli oy sistemi" ve Iğdır genelinde oyların bölünmesi, bu asil insanın Karakoyunlular tarafından hak ettiği meclis kürsüsüne gönderilmesine engel oldu. Karakoyunlu onu meclise gönderemedi ama o, kalbindeki Karakoyunlu sevgisini asla kaybetmedi.
"İnsanlar sonradan kahraman olmazlar, kahraman olarak doğarlar. Nuri Alagöz, bu topraklara
adanmış bir ömrün, haksızlığa eğilmeyen asil bir duruşun ve memleket sevdasının ete kemiğe
bürünmüş haliydi."
Makamların Değil, Gönüllerin Mimarı
Siyasette önü kesilse de devlet adamlığı ve bürokrasideki dehası onu çok daha büyük sorumluluklarla buluşturdu. Önce Türk Telekom Yönetim Kurulu Üyeliği, ardından da PTT Genel Müdürlüğü gibi ülkenin en kritik kurumlarının dümenine geçti. Nuri Alagöz, bu devasa makamları sadece birer unvan olarak görmedi; bu makamları memleketinin yoksuluna, çaresizine uzanan bir şefkat eli haline getirdi. Onun genel müdürlük döneminde, dokunmadığı fakir aile, derdine derman olmadığı ihtiyaç sahibi neredeyse kalmadı. Ankara’daki kapısı hiçbir zaman kapanmadı; o kapıdan içeri giren her Iğdırlı, her Karakoyunlulu arkasında dağ gibi duran bir ağabey, bir baba buldu. Sağladığı yüzlerce kişilik istihdamla evlere aş, gençlere gelecek, ailelere umut oldu.
♦ ♦ ♦
Karakoyunlu'yu İlçe Yapan Kahraman Onun hayatı boyunca hiç sönmeyen tek bir sevdası vardı: Doğup büyüdüğü, çocukluğunun tozlu yollarında koştuğu Karakoyunlu beldesi. Iğdır’ın il yapılması gündeme geldiğinde, merhum Başbakan Süleyman Demirel’in yanı başındaki o güçlü irade yine Nuri Alagöz’dü. Iğdır il statüsüne kavuşurken,
Karakoyunlu beldesinin de bir ilçe kimliği kazanması tamamen onun vizyonu, ısrarı ve memleketine olan sonsuz borcunu ödeme gayretiyle gerçekleşti. Bugün Karakoyunlu bir ilçeyse, sokaklarında resmikurumlar yükseliyorsa, bu her şeyden önce Nuri Alagöz’ün bu topraklara bıraktığı en büyük miras vearmağandır.
Vefat haberini aldığımız şu hüzünlü akşam saatlerinde, içimizdeki boşluğun ne denli büyük olduğunu bir kez daha derinden hissediyoruz. O, her zaman büyük bir vasiyet gibi, "Benim cenazem doğduğum yere,Karakoyunlu mezarlığına defnedilsin" derdi. Henüz ailesi resmi bir program paylaşmamış olsa da, biliyoruz ki onun aziz bedeni, ömrünü adadığı o toprağa, Karakoyunlu mezarlığının serin bağrına emanet edilecektir. Toprak, kendi yetiştirdiği en güzel çiçeğini nihayet koynuna alacaktır.
"Bir yiğit göçtü bu topraklardan,
Arkasında minnettar binlerce yürek bırakarak...
Karakoyunlu öksüz, Iğdır mahzun şimdi,
Güle güle memleket sevdalısı asil insan."
İnsanlar sonradan kahraman olmazlar; Nuri Alagöz’ün asil duruşunu, cömertliğini, babacanlığını gören herkes onun bir kahraman olarak doğduğuna yürekten inanır. Karakoyunlu halkı ve tüm Iğdırlılar, adını altın harflerle tarihe yazan bu koca yürekli insanı her zaman dualarla, özlemle ve sonsuz bir rahmetle anacaktır.
Başta kederli Alagöz ailesi olmak üzere, tüm sevenlerinin, Karakoyunlu halkının ve hemşehrilerimizin başı sağ olsun. Ruhu şad, mekânı cennet, makamı âli olsun. Biz senden razıydık, dileriz ki Rahman da senden razı olsun...
Sevgi, Saygı ve Sonsuz Minnetle...












