Allah bazen insanların gerçek yüzlerini görebilmen için canının yanmasına izin verir. Daha iyi anlayasın diye acı çektirir, gözyaşı döktürür. Hatta karşındaki insanların kötü niyetlerini fark etmen için seni hatalar yapmaya zorlar. Ama unutma; bunların hepsi senin iyiliğin içindir. Hayat herkese bir şey öğretir. Bana da en çok güvendiğim kişi, aslında kimseye ihtiyacım olmadığını öğretti.
Kimsenin sana yakın durmasına güvenme. Çünkü karşına geçmesi bir adım, düşman olması bir tek söze bakar. İnsan bir anda çekilir kendi köşesine… Ya hevesi kırılmıştır, ya kalbi, ya da hayalleri yıkılmıştır. Daha da kötüsü, bunca şeyi ona en güvendiği insan yaşatmıştır.
Zor değil aslında, birilerinin kalbine iyi gelmeyi öğrenin. Ben artık insanları sevenlere değil, hayvanları sevenlere inanıyorum. Çünkü insan sevgisinin yolu menfaatten, hayvan sevgisinin yolu ise merhametten geçer. Ömrünüzü, sizi kaybetmekten korkmayan insanlar için tüketmeyin. Salın gitsin…
Hayatta öyle bir yaşam sürün ki, kimsenin ahını almayın. Kimse sizi Allah’a havale etmesin. Dua alın, herkes sizi Allah’a emanet etsin. Kırılan insan değişir, değişen insan güçlenir, güçlenen insan umursamamayı öğrenir. İnsanlar çoğu zaman menfaat için sever. Ve işi bitince gerçek yüzünü gösterir. Bunu bilmek gerekir.
Arif’in güzel bir sözü vardır:
“Hiç çoban koyunu güder mi dağda,
Gözü olmasa sütte, yoğurtta, yağda.”
Gerçek hazine, insanın hayatına dokunan, ruhunu iyileştiren gerçek insanlardır. Bazı insanlar ise doğuştan şanssızdır. Ne çocuk olabilmişlerdir, ne hayal kurabilmişlerdir. Daha yaşayamadan yorulmuş, hayatın yükünü omuzlarında taşımışlardır. Umut onlar için bir lüks, mutluluk ise başkalarının hikâyesidir.
Kimse için “Böyle bir şeyi yapmaz” demeyin. Çünkü artık herkes, her şeyi yapabiliyor. “Yarın konuşuruz” da demeyin. Çünkü uyuyunca uyanmamak, uyanınca da karşındakini bulamamak var. Sonuçta, yarını olmayan bir dünyadayız. Huysuz biri düzelebilir, cahil biri öğrenebilir, sinirli biri sakinleşebilir… Ama nankör biri asla değişmez. Hak etmeyen insanlara hak etmediği değeri verirsen; ya kaybedersin, ya da başına beşa edersin. Unutma bir malı alırken kazanırsın, satarken değil.
Hayatta en büyük pişmanlığım nedir deseler, “Emeğimin zerresine bile layık olmayan insanlara verdiğim değer” derim. Yanlış insan için yaptığım doğrular… Ne kadar doğru bir söz: Eğer başını daima dik tutmak istiyorsan, hayatındaki insanlara doğru değer vereceksin. Çünkü fazla değer, başı yere eğer.
Mevlânâ ne güzel söylemiş:
“Kendini çok beğenme kul katında,
Ne kendini beğenmişler var toprak altında.
‘Ben, ben’ deyip duruyorsun, kimsin sen?”
Eğer biri senin için doğru insan değilse, tüm çabasını seni üzmek için harcar. Sen onu terk edebilecek güce ulaştığında, sınavın da sona erer. İnsanın en büyük hatası, yanlış insanlara doğru zamanını ve değerini harcamasıdır. Bir süre sonra fark edersin ki, bazı hayatlarda ya yük olmuşsundur ya da hiç var olmamışsın gibi hissedilirsin. İşte o an, sessizce çekip gitmek en doğru seçenektir. Çünkü her zaman gemiler batmaz; bazen de sular çekilir… Geriye ise sadece gerçekler kalır.
Beni aldatanlara sabrederim, affederim, bazen görmezden de gelirim. Ama bir defa soğudum mu, işte o zaman her şey biter. Çünkü bazı şeylerin dönüşü yoktur. Ne olursanız olun, kişiliğinizi ve insanlığınızı unutmayın. Asalet parayla satın alınmaz. İnsanda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan gözdür. Ama insanı insan yapan, ağızdan çıkan sözdür.
En kötü hikâyemi, en güvendiklerim yazdı. Sizi hiç sayanı, siz de yok sayın. Bu kadar basit! Kimileri değer görmeyi hak eder, kimileri ise gördüğü değeri yok eder. Fazla takılmayın insanlara. Çünkü işi bitenin karakteri değişirmiş.
Bir mezarlıkta bir mezar taşında şöyle yazıyordu:
“Hayatımın bu kadar kısa olduğunu bilseydim, hiçbir şeyi bu kadar uzatmazdım.”
Allah karşımıza hayırlı, vefalı insanlar çıkarsın…












