Iğdır İli 3664 km2 büyüklüğünde, Türkiye yüzölçümünün 214 katında birisi olup, 81 ilimiz arasında 74 sıradadır. Iğdır ilinin nüfusu 203.569 kişi olup nüfus sırası da 74 sırada yer almaktadır.
Iğdır İli Türkiye’nin en Doğusunda Türkiye’de güneşin ilk doğduğu, Türk dünyasına açılan kapımız, 3 devlete sınır, mikroklima iklime sahip bölgenin ve ülkemizin meyve- sebze, tahıl ambarı ve Çukurova’sıdır. Avrupa ve Türkiye’nin en yüksek Dağı, kutsal kitaplara ve efsanelere konu olmuş Ağrı Dağı’nın zirvesi dahil % 65 hissesi Iğdır İline aittir.
Iğdır İli yüzölçümünün % 26’sı Ova, % 74’ü dağlık alandan oluşmaktadır. Iğdır’ın eski yerleşimi, M.Ö. 4000 yıllarında yeni yerleşimin 36 km. doğusunda Ağrı Dağı’nın kuzeybatı yamacında bugün Korhan Yaylası diye bilinen yerde kurulmuş olan batı ve kuzey taraftan Sürmeli Çukuru ve Revan düzlüğünü gören Iğdır kalesi ve çevresi idi. 29 Mayıs 1664 de meydana gelen ve bir hafta süren depremle Iğdır kalesi ve şehri yıkılmıştır. Sağ kurtulanlar ovaya indirilerek Baharlı köyü yakınında yine Iğdır ismi ile bugünkü yerleşim oluşturulmuştur. Baharlı köyü bitişiğine yerleşen Iğdır kalesi ahalisi burada yeni bir mahalle kurmuş, buraya Farsça yeni anlamında Iğdır-i Nev Yeni Iğdır denilmiştir. Daha sonra Iğdır Rusların işgaline uğradığı zaman Rusça da yeni anlamına gelen Nov/Nova şeklinde değişerek Iğdır-ı Nova denilmiştir.
Iğdır ili 2 derece deprem kuşağında bulunmaktadır. 1664 depremi oluştuğunda Iğdır çok büyük can ve mal kaybında uğradı. Günümüzden 359 yıl önce oluşan büyük deprem bir hafta sürmüş büyük toprak kayması olmuştur. O zaman Iğdır Safevi devleti hakimiyetinde bulunmakta olup Iğdır başkent İsfahan’a 1263 km uzakta bulunmaktaydı. Iğdır depremde kendi başının çaresine bakmış, ovaya inerek şimdiki Iğdır şehrini kurmuşlardır. Şimdiki Iğdır İlinin kurulduğu yerler yer yer bataklık, sazlık, kamışlık, sıtma hastalığının yaygın olduğu, sivrisineğin bol olduğu bir yerdi.
Iğdır’da ikinci büyük deprem 176 yıl sonra 1840 yılında Ağrı Dağı Ahura’da oldu. Ahura (Akhura) yerleşimi, MÖ II. Yüzyılda Artaksıyaslı Krallığı zamanında bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştu. Ahura, 1840 yılında Ağrı Dağı'nda meydana gelen yer sarsıntısı ile dağdaki kayma sonucu toprak altında kalmış ve bu olayda köy nüfusu ve hayvanları da yok olmuştur. Daha sonra burada kurulan yerleşim, 1965 yılında "Yenidoğan" adıyla köy statüsüne kavuşmuştur. Yenidoğan köyü Iğdır il merkezine 67 km, Aralık ilçe merkezine 22 km uzaklıktadır.
Iğdır o zaman Çarlık Rusya işgalinde olup, Erivan Vilayetine bağlı Sürmeli Sancak merkeziydi. Iğdır başkent St. Petersburg’a 3326 km Erivan Vilayetine de 89 km uzaklıkta bulunmaktaydı. Iğdır İli 1840 Ahura depremi ile 1600’den fazla can kaybını vermiş, toprak kayması sonucu mal ve can kaybı çok olmuştur.
Iğdır İli 122 yıl aradan sonra 4 Eylül 1962 yılında 3 depremi yaşamıştır. 5,3 şiddetinde olan deprem sonucu 1 can kaybı yaşanmış 5 bin ev hasar görmüş, 25 bin kişi evsiz kalmıştır. Evlerin kerpiç, toprak dam olması hasar sayısını artırmış, bunun yanında depremin 5,3 şiddetinde olması, evlerin tek katlı olması can kayını önlemiştir. Halk deprem sonrası günlerce yollarda, küllük üzerinde uyumuştur. Eskiden küllük üzerinde daha az can kaybı verileceği inancı vardı. 1960 yılında Türkiye nüfusu 28 milyon ilken Iğdır İlinin nüfusu 85.041 kişi idi.
Iğdır İli Ruslar zamanında 92 yıl Türkiye topraklarına katılmasıyla da 72 yıl toplamda 164 yıl, 3 devletle sınır olmasına rağmen sınırları kapalı, büyük şehir ve pazarlara uzak kapalı bir havzada içe dönük adeta tecrit hayatı yaşamıştır. Iğdır 1992 yılında Nahçivan Dil Ucu sınır kapısının açılması, Kars ilinden ayrılarak ayrı 1992 yılında İl merkezi olması ile Iğdır büyük değişimlere uğramıştır. 2,3 katlı evlerin yerini yüksek katlı binalar almış, verimli tarım alanları yerleşime açılmıştır.
Iğdır İli 2 derece deprem kuşağındadır. Bugünkü yerine 359 yıl önce yaşadığı büyük deprem sonucu gelmiştir. Arkasından 1840, 1962 depremleri Iğdır’da büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Iğdır halkı geçmişte yaşadığı bu büyük ve korkunç depremlerden ders almamış, verimli tarım alanlarında, depreme uygun olmayan bir yerde depreme ve hava kirliliğine rağmen ders almamıştır. Acılarımız ve hatıralarımızdan ders çıkarmak zorundayız.
Son 3,5 asırda 2 işgal, bir soykırım, 3 deprem yaşadık. 6000 yıllık geçmiş şehrimizi büyük depremle kayıp ettik. Cennetten bir köşe yeşil Iğdır ilimize kıymayalım. Deprem gerçeğini unutmadan, doğayla barışık, depreme dayanıklı yapılar yapmak zorundayız. Bir Iğdır’ı kayıp ettik, ikincisine kıymayalım. Elimizdekine iyi bakmak zorundayız. Yüce Allah Ülkemizi ve Iğdır’ımızı her türlü afetten korusun.











