Konuya, kelimenin anlamıyla başlamak istiyorum. Nevruz, Farsça bir kelime olup, yeni gün anlamındadır. Kelimenin Farsça oluşundan dolayı, Nevruz Bayramının bir Fars bayramı, bizim de bu bayramı onlardan aldığımızı ileri sürenler vardır. Ama şunu söylemeliyiz ki Nevruz Bayramı, asırlardan beri bütün Türk coğrafyalarında kesintisiz olarak hep kutlana gelmiştir. Aslında İran’da Bu bayram, yine Türkler arasında önemsenmiştir. Farslar bu bayramı pek bilmezler. Farslar, kutlanılanlara iştirak etmekle kalmışlardır. Arap dünyasında ise adından bile bahsedilmez. Prof. Dr. İsa Habipbeyli (Nahçivan Devlet Üniversitesi Rektörü) ise kelimenin aslının nevruz değil de “Nuh- Ruz” olduğunu ve anlamının da, mitolojiye uygun olarak, Nuh günü oğlunu iddia etmektedir. Ona göre Hz. Nuh, İnsanlığın ve tüm yaradılışın yenilendiği gün olan Nuh Tufanının temsilcisidir. Nuh –Ruz da Nuh günü ve hayatın yeniden başladığı gün olduğu için bayram olmuştur. Aslında Farslar kelimeyi buradan kaparak “Nuh” ‘u “nev” yapmışlardır demektedir.
Nevruz Bayramının tarihi, Türk tarihi kadar eskidir. Bilinen en eski Türk takvimi olan “ On iki Hayvanlı Türk Takviminde” yeni yılın ilk günü 21 Mart’tır. Yani Nevruz Bayramıdır. İslamiyet’ten sonra hicri takvim kabul edilmekle beraber Türkler tekrar takvim hususunda ıslahat yapmak lüzumunu hissetmişler ve Selçuklu Sultanı Melikşah zamanında “Takvimi Celali” veya kısacası Celali Takvimi denilen yeni takvim kabul edilmiştir. Bu yeni Türk takviminde de yılbaşı 21 Mart gününe yani Nevruz’a alınmıştır.
Nevruz Bayramının doğuşu ile ilgili olarak Ebulgazi Bahadır Han’ın “ Türk Şeceresi “ adlı eserindeki kayıt bu bayramın menşeini aydınlatmaktadır. Buna göre Nevruzun başlangıcı Türk Ergenekon Destanına kadar gitmektedir. Bu da olayın köklerinin biraz da mitolojiye dayandığını göstermektedir.
Orta Asya’daki Türk topluluklarından Azeri, Tatar, Kazak, Kırgız, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır. Hatta Gagauz Türklerinden Hırıstiyan olnaları bile buna benzer merasimler yapmaktadırlar. Mutlaka yumurta boyarlar. Nevruz Bayramı, takriben 23- 110 derece doğu boylamları ile 35- 55 derece kuzey enlemleri arasında bulunan adlarını saydığımız Türk coğrafyasında coşkuyla kutlanmaktadır.
Çin kaynaklarında Hunlar, milattan yüzlerce yıl önce baharda kırlara çıkarak şenlikler yaptığını aynı geleneklerin Uygurlar’da da varlığını Prof. Dr. Bahattin Ögel, “ İslamiyet Öncesi Türk Tarihi” adlı eserinde vermektedir. Uygur resimlerinde Nevruz kutlamalarını açıkça görüyoruz. Semeni göğertmek (çimlendirmek), renkli çiçekler, baharı canlandıran tablolar, çok açıktır. Bu dönemin izlerini 11. Yüz yıl metinlerinde de görüyoruz. Bu ve benzeri kaynaklar Nevruzun İslamiyet öncesi Türk Coğrafyasındaki seyrini göstermektedir.
El Biruni: Nevruzdan söz etmiş, yıl başı olduğunu ifade etmiş, Türkler dahil tüm orta Asya topluluğunda yaşatıldığından söz etmiş.
Nizamül Mülk: Siyasetnamesinde, Nevruz’dan bahsetmiştir.
Kaşgarlı Mahmut: Divanı Lugatit Türk’te 12 Hayvanlı Türk Takviminden bahsetmiştir. Bu takvimde ise yeni yıl hep mart ayında olup ,aynı zamanda yeni yıla girerken her “sene”, 12 hayvan üzerinden yorumlanmıştır.
Uzun Hasan Bey: Hasan Padişah Kanunları olarak bilinen Ak Koyunlularda, 21 Mart, takvim başıdır.
Karakoyunlu: Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah’ın şiirlerinde Nevruz çok işlenmiştir.
Osmanlı döneminde Nevruz, 600 yıllık divan şiirinin en önemli konusu olmuştur. Bu dönemde Türk Cemiyet hayatında Nevruz’un daima belirli bir yeri olmuştur. Bütün divan şairleri Nevruzu işlemiştir. Bu gün Manisa’daki Mesir Macunu Şenlikleri bile 21 Mart Nevruz veya Bahar bayramından başka bir şey değildir. Osmanlı döneminde bu bayram çok üstün görülmüş adına bile “Sultan Nevruz” denilmiştir. Padişah’ın halk içerisine girerek kutladığı yegâne bayramdır.
Cumhuriyet döneminde: Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün başlatmış olduğu hareketin adı Kuvay- i Milliyedir. Bu olay aynı zamanda öze dönmedir. İşte bu hareketin kültür ve gelenek versiyonunun bir icabı olarak Nevruz Bayramı, Atatürk zamanında da çok önemsenmiştir. 21 Mart 1922’de Atatürk’ün huzurunda Ankara’da düzenlenmiş olan Nevruz şenlikleri günümüze kadar ara ara kopmalar olsa bile devam etmiştir. Ama bu bayramla ilgili Iğdır’ımızın bir özelliği vardır. Nevruz bayramı kutlamalarına hiç ara verilmeden, evlerimizde çok anlamlı olarak hep kutlanıla gelmiştir.
Günümüzde amacından saptırılmaya çalışılan ancak binlerce yıldan beri ufak tefek değişiklerle bütün Türk topluluklarında ve yurdumuzda milletimizin coşku ile kutladığı Nevruz Bayramı köklü, milli, kısmen de inanç motifleri taşıyan bir bayramdır.
Nevruz Bayramında tüm Türk topluluklarında ortak olan adetler:
1- Her yerde bayram şenliği olarak kutlanıyor.
2- Nevruz yemeği, aşı, çorbası, tatlısı, semenisi, macunu, kavudu, pilavı, böreği, helvası ve boyalı yumurtaları… Türk topluluklarında adeta bir nevruz yemek ve mutfak kültürü oluşturmuştur.
3- Nevruz ile ilgili eğlenceler: Güreş, at yarışları, orta oyunları, horoz dövüşleri, yürüyüşler, çomak oyunları. Mahalle aralarında oynan çocuk oyunları, adetleri devam ede gelmektedir.
4- Nevruz temizliği: Kişi, ev, bahçe, çevre, su kanalları, tarlalar, hayvanlar, ahırlar kısaca tabiatta kışın kirliliği giderilip, baharın temizliğini ve yeniliğini getirme çalışmaları.
5- Takvim müşterekleri, tüm topluluklarda rastladığımız bir olaydır.
6- Nevruz Bayramında ölüler de yad edilir. Mezarlıklarda yapılan etkinliğe” ölü bayramı” / “Kabir üstü” denmiştir. .
7- Nevruz takvimi içinde bazı özel gün ve adetler, ortak olarak karşımıza çıkmaktadır:
a) Salı “tek günü adetleri” Ahir tek… ve benzeri.
b) Çarşamba adetleri: Nevruzdaki Çarşambalar çeşitli topluluklarda değişik adlarla anılmaktadır. Ahir Çarşamba, kül Çarşamba, gül Çarşamba, su Çarşamba, od Çarşamba, yel Çarşamba ve benzeri.
c) Subaşı adetleri: Niyetlenerek genç kızların akarsu başlarına gelmeleri.
d) Ateşle ilgili adetler: Nevruz Ateşinin üzerinden atlamalar.
e) Kulak Asma Adetleri: Niyet tutarak gizlice evlerde konuşulanları dinleme.
f) Yeddi Levin Sinileri: Kuru yemiş ve meyvelerden oluşan sofra adetleri. Buna yeddi sin de denir.
8- Nevruz hediyeleri ve küsülüleri barıştırma adetleri.
Nevruz Bayramı İle ilgili Atasözleri ve Deyimler :
Atasözleri ve deyimler, Türk Halkının yüzyıllardır milli hafızasının oluşturduğu birikimlerdir. Nevruz Bayramı törenleri Mart ayının tümünü kapsadığı için bu ay ile ilgili tüm edebi ürünlerin Nevruzla da ilgisini görüyoruz. Azerbaycan- Türk Edebiyatında Martla ilgili bu edebi ürünlere “Mart Nağmeleri” adı verilmektedir. Bunların içine tüm anonim ürünler girmektedir. Birkaç örnek sunmak istiyorum:
1- Mart gülmeli, Nisan Ağlamalı, Mayıs çağlamalıdır.
2- Mart yağmuru gümüş, Nisan yağmuru altındır.
3- Martta tezek kuruya, Nisan’da seller yürüye.
4- Mart ayı, dert ayı. / Mart içeri, pire dışarı.
5- Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
6- Kara kışta karlar, martta yağmaz, nisanda durmazsa, değme keyfime.
7- Korkma Zemherinin kışından, kork Aprelin beşinden.
8- Mart Ekini, mert ekini. /Mart çıktı dert çıktı.
9- İğde Çiçeğinde arıdan, ayva çiçeğinde karıdan, Nevruz gülünde(çiçeğinde) attan, ağzı salyalı itten, yağlı yerdeki bitten.
10- Ramazanın aşından(pilavından), kurbanın etinden, Nevruzun atından.
11- Nevruz dedikleri İlkbaharın başıdır, adı Nevruz sultandır.
12- Mart yağar, Nisan öğünür.
13- Nevruz görüşü (ziyareti) dutlar yenilinceye kadar sürer.
Burada türkü, mani, şarkı türü ürünleri almadım. Çünkü Nevruzla ilgili etkinlikler sunuldukça bunlardan da örnekler vereceğim.
Nevruzun din - diyanetle ilgili olan yönünü, inanç versiyonlu kısmını ve Iğdır’daki Nevruz etkinliklerini bundan sonraki yazılarımda işleyeceğim.












