Nermin Arslan YANGIN

Nermin Arslan YANGIN

n.yangin@gmx.de

Anılara Yolculuk ve Iğdır’da Eski Gohum - Gohumluğlar

19 Haziran 2023 - 08:22

GOHUM : Akraba

 
1-Gohum : Kan bağı olan akrabalar.
( Birde ‘Xısım’ yani uzak akrabalar var)

2- Gohum: Evlenen çiftlerin aileleri birbirleriyle  ‘ gohum’  yani ‘akraba ‘ olurlar.

Yani benim de bildiğim; çocuklarını birbiriyle  evlendiren iki aile birbirleriyle  ‘gohum-akraba’ olurlar. 

Kan bağı olmadan sonradan olunan akrabalıktır ( İstisna olarak kan bağı olanlar da birbirleriyle ‘gohum’ olabiliyorlar. )

Örnek; amca, dayı, hala, teyze çocukları….vs

 Mesela;  Yakın zamanda gohum olanlara “tezze gohum” gohumlukları  eskiye dayananlara da “ Gedim( kadim) gohum” denirdi.
İğdirmavada, gohum yerine “xınamı” da deniyor.


IĞDIRDA  eski GOHUMLUĞLAR ve GOHUM muhabbetleri.

( Benim bulunduğum çevremde gohum: dünür anlamında kullanıldığı için canlandırmayı da ona göre yaptım)

GOHUM OLMAK
İki ailenin çocuklarının mutluluklarını pekiştirmesi, mutluluklarına mutluluk katması;
kurulacak yeni yuvanın temel taşlarının oluşmasına yardımcı olması için atılan ilk adımdır.

ESKİ  GOHUMLUĞLAR

 Ziver xala kapının hızlı hızlı çalınmasıyla ayağa kalkar ve söylenmeye başlar;
“ Allah xeyir elesin, kimdi bele alacaxlı kimi gapıyı yumruxluyur?”
- Geldim geldim, birez sebrele!
Kapıyı açtığında, karşısındaki kadını görünce şaşırır, çünkü çok sık görüşmediği birisidir.
- Ay bacı xeyirdi?
- Xeyirdi xeyirdi, gorxma.
- Gapıda durma, buyur gel içeri!
-  Ziver can, indi diyesen, bu Tamam niye gelip.
- Xoş gelipsen safa gelipsen, gapım Allah gonağına her daim açığdı.
- Allah eviyi şen elesin, gapıyı her vaxıt şaddığlara açsın.
- Geç geç, çayım hazırdı, bir  istikan çay içek, seni ancax tapmışam.
- Çox oturammıyacam, işim var gidecem.
- Niye od almağa gelmişdiin?
- Seye bir şey diyecem, elçiye zaval yoxdu.
- Ay arvat, sözüyün memmedelisini de.
- Gülçöhre xanımı tanıyorsan da.
- Hansı, Bayazıt caddesindekiii?
- Heye, ele özüdü;  siznen  goxum olmağ istiyiller.
- Senin neveni görüp beğenipler, icazet verirseyiz, bir istikan çay içmeğe gelecehler.
( İcazet: izin)
- Ay bacı, nevemin anası var atası var; men indi ne deyim?
( Neve: Torun)
- Böyüh sensen, sen bir ağızlarını ara, gede yaxçı gededi; anası atası da yaxcıdılar,  onnardan yaxçısıynan xohum olasıyıız?
- Gohumluğ zor şeydi; yaxçı tanımağ lazımdı.
- Hele men bir uşaxlarnan danışım, nevem mehtebi tezze pitirip.
- Siz öz arayızda danışın, gız da oğlanı görsün; onnar gızı görüpler.
- Beee, gıyamet köyneğidi, böyün gey saba çığart olmaz ki.
- Men gedirem, cumartesi günü toy var, gelin neveyin yoldaşıdı, gede de beyin yoldaşıdı; orda birbirlerini yaxınnan göreller.
( Bey: Damat)
Böylece bir hayır işin ve gohumluğun başlangıcının ilk adımı atılmış olur.
Nişan, düğün derken ‘gohumluğ’ ve gohumluğ muhabbetleri devam eder , akrabalık bağları kuvvetlenir.

Önce gitmeler gelmeler…
Sık sık bir araya gelinir; yavaş yavaş aralıklar uzamaya başlar ama genellikle muhabbetler devam eder.
İyi günde kötü günde; gohum mutlaka gohumunun yanındadır ve en büyük destekçisi olmaya çalışır.

Eziz gonağın mı geldi;
- Ay bala Sinemzer gohuma da denen gelsin birez otusun, eyni açılsın.
Veya
- Solmaz gohumun gonağları gelecek, meni de çağırıp, getmesem ayıb olar…. gibi

Çocukları mutluysa, gohumlar da dost kalırlar, muhabbetleri de devam eder.
Bazan fikir ayrılığı olsa da yüzüne söylemeğe utanır,  ama dert yanmayı da ihmal etmezler.
- Gohumlar yaxçıdılar eme gızdarının dalına çox el çekiller.
-  Dedem evi yavucağ el ayağım savıcağ; gelin dedesi evine gidende   gelmeği bilimir,  demiller ki  “Gax  get, senin evin eşiğin var”
- Ay bacı, bizim gızlarımızda geliller da; dede evidi gedilecek, gohumların yaxcıdı, şaddığıya şiddiğ eleme.
- Heye, Allah için yaxcıdılar, emeğ itiremmenem.
Bu şekilde devam edip gider.

GOHUM PAYI
Gohumun gohuma verdiği payı hiç eksilmezdi
Eziz  yemek mi pişirdi;
- Ay bala  apar bu  yeneği  Güller xalan gile ver!
Bayram mı oldu; gohum ziyaretleri, gohum hediyesi mutlaka olurdu.

Bağı bahçesi mi var
- Ay oğul,  gasalara badımcan doldurmaşın, apar gohumlar salça gayırsınnar.
- Uşaxlar, bu gilas ( vişne) ağacına değmeyin, gızarsınnar, gohumlara gönderecem.
- Bu garabadımcannarı apar Sehne gohum mürebbe gayırsın!
 …..
Bu şekilde karşılıklı hediyeleşmek, yardımlaşmak hep olurdu.
Gohumun hatırı sayılır, büyükse saygıda kusur edilmezdi.

Uzun kış gecelerinde yapılan gohum muhabbetlerinin ise tadına doyulmazdı.
- Ay kişi axşam Xecce gohumlar bize gelecehler, gelende birez  eynoyun- aynoyun al geti!
( Aynoyun: öteberi, çerez vs)
- Samannıxdaki çille garpızınnan da bir dene çıxart ! O sineyvazlardan  galıpsa, bir dene de gohuma pay goyarsan!
- Var, goyacam; yadımdadı, arxeyin ol!

Goyum sohbetleri gece yarılarına kadar devam ederdi.
Hele bir de kafa yapıları uyuyorsa sohbetin, muhabbetin tadına doyulmazdı.


‘KÖHNE  GOHUM,  TEZZE  GOHUM ‘

Yeni gohum olunduğnda, ara sıra eski gohumlar şakayla karışık;
- Tezze geldi bazardan, köhne tüşdü nezerden, tezze gohum olduyuz, bizi yaddan  çığarttıyız,
diye sitemlerini dile getirirlerdi.
Aslında bunun doğru olmadığını, herkesin yerinin ayrı olduğunu söyleyerek eski gohumların gönlü alınmaya  çalışılsa da,
arkadan kendi aralarında söylenirlerdi.
- Biy ay balam nece değme tüşer oluplar; men yazzığ ne eliyeceğimi bilmirem.
- Heye dünende meni yolda gördü, deyir” Ay gızz tezze gohumlar geldi, biz gözden tüşdüük?
- Soyra dedi, “ Zerafat eliyrem; bir gün tezze gohumlarnan anan gili bağa çağıracam, havalar soğumadan onnara bir sac gavurması yapacam.”
- Edebazdı ha, tezze tezze xuylar çığardıp.
“Mehebbet gurmağ isdiyir da” diye söz karışır, yaşlı nene.
- Yemeğnen dost olan illerce küsülü galar, şirin dili olsun, başga heç dad istemirem.
- Harda görse bir toxamma vurur, soyra da zerafat eledim deyir.
- Toxamma vurmasa başı  ağrıyar, daha örgenceğ olduğ.
( Toxamma: Laf dokundurma)
- Sesiyi kes, gohumdu, gulağına geder ayıb olar.
- Yox yox men iki gohumu da birden çağıracam, görsün heçkesi birbirinnen ayırmıram.
- Biri gızımın gaynanasdı, biri de oğlumun gaynanasıdı, ikisi de menim üçün aynıdı eme Fatma gohum düz durmur ki.
- Sözü xoratası heç kurtulmur ki; sağ olmuşun.
Bu şekilde bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek ister.
Bazan tatlıya bağlanır, bazan da uzayıp giderdi.
Bu tür muhabbetler sıklıkla rastlanan muhabbetlerdi.
 
Ama Gohumluğ; dostluk, muhabbet, saygı, sevgi ( ufak çaplı görüş ayrılıkları ve anlaşmazlıklar olsa da ), paylaşmak, fedakarlık, güven… olarak sürüp gitmiştir.
Sürmeye de devam edecektir.
( Tabiiki arabozucular olmasa; “Yarı gör özün danış, ev yıxar ara sözü” ata sözümüzü dikkate alıp dolduruşa gelinmediği müddetçe).
 
Eski gohumluğlar çok güzeldi, bu gün aynı muhabbetler devam ediyor mu? Onu bilemiyorum, uzaklarda olunca, değişiklikleri takip etmek de zor oluyor.
Mesafeler uzak olsa da yürekler bir olmalı; kurulan sarsılmaz dostluk köprüleri, uzaklar yakın, mesafeleri anlamsız kılsa da, değişen hayat şartlarıyla beraber bazı değerlerimizin de kaybolmayla karşı karşıya olduğunu veya kaybolduğunu üzülerek görüyoruz.

Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olmaz; geçmişin olumsuzluklarından alınacak dersler, güzelliklerinden alacak örneklerle geleceğe daha  emin adımlarla yürümemize yardımcı olur, inancındayım.

Can dostlar, elimden gelip dilimin döndüğü ve büyüklerimizden duyup öğrendiğim kadarıyla eski  ‘gohumluğlar ve gohumluğ muhabbetlerini bir nebze de olsa hatırlayıp, hatırlanmak istedim.
Hatalarım yada unuttuklarım olduysa affola.

Yollarınızın, gerçek dostlarla kesişip, muhabbetli ‘gohumluğlar ‘ yaşamanız dileklerimle;

Sevgiler ve saygılar gönderiyorum.

 

Bu yazı 528 defa okunmuştur.