Dr. Derya Akdemir

Dr. Derya Akdemir

drderyaakdemirr@gmail.com

Stratejik Göç Trajedisi

11 Eylül 2022 - 12:28

Özal döneminde Irak Türkmenleri az olmakla birlikte Irak’taki Kürtler, Anadolu’ya dalga dalga yerleştirildi.
Yıllardır İran üzerinden Perslerin Türkiye’ye akımı başladı. Bunlar topluma yayıldıklarından fazla dikkat çekmedi. Kimi fuhuş, kimi iş, kimi sosyal statü saygınlığı psikolojisiyle geldiler. İran’da özellikle kadınlara dini baskılı bir rejim kuralları diretiliyor. Bazıları altı ay sonrasında Avrupa’ya geçti. Geri kalanlar ev, iş ve vatandaşlık aldılar.
Suriye kaçak ve sığınmacılar içinse dramatik bir sahne hazırlandı Türk vatandaşlarının gözünde. Konu başlıkları aynen şöyleydi:
Müslüman kardeşlerimiz onlar… Savaş mağdurları,fakir,herşeyini kaybetmiş zavallı insancıklar, güvenlik nedeniyle geldiler gibi bir sürü şeyler....
Aralarında sosyal statüsü yüksek olanlar ve ekonomik açıdan zengin olanlar Türkiye’yi geçiş güzergâhı olarak kullanıp pisliğini, kirini buraya bırakarak başka ülkelere gittiler. Vasıfsızı, suçlusu, baş belaları bizim vatanımızda kaldılar. Beşar Esad hükümeti de bu tezi doğrular nitelikte bir açıklama yaptı zaten: ‘‘Bize lazım olmayanlar orada diye”
Suriyeli, Afganistan,İran, Irak gibi ülkelerden olan kaçak ve sığınmacılar kontrolsüz olarak dolduruldular güzelim yurdumuza.
Kanunsuz geçişlerin ardı arası kesilmedi. Hudutların adı var sadece sanırım. Sürüler halinde ülkenin içine kamyonlarla döküldüler. Ülke Mamak çöplüğüne döndü desek yeri var. Ne milletten istersen var. Daha da garip olanı son bir yılda gelenler 18-40 yaşları arasında özel seçilmiş, sadece erkeklerden oluşuyor. Yanlarında sadece bir sırt çantası var. Bazılarında o da yok.
Aralarında terör örgütü elemanları olduğuna  dair bilgiler geliyor. Ha, bir de aynı grupların poligonlarda atış talimi yaptırılarak eğitildiğini de söyleyenler var. Bilenler bilmeyenlere  öğretiyormuş. Tabii ki, bunlar duyduklarımız, bir de gördüklerimiz var. Sokaklarımızda terör estirdiklerini net olarak görüyoruz. Taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık, gasp, yaralama, öldürme, kısacası ne arasanız var...
 Bunlarda yok yok. Sığındıkları bir ülkenin vekili, Türk Milletinin sesi ve haklı düşüncelerini seslendirip mücadele verirken, bir de bu sığınmacı ve kaçakların tehditlerine, sözel saldırılarına maruz kalması da ayrı bir acı durumdur bizler için. Sen misafir geldiğin bir yerde söz hakkını nerden ve ne cesaretle alıyorsun ki, bir de konuşuyorsun?!...
Şimdi desem ki, bunlar sadece sığınmacı ve kaçaklar değil, işgal kuvvetlerinin Ordularıdır, ne diyeceksiniz itiraz mı edeceksiniz?! Bir ülkeyi vurmanın tek yolu silah değildir ki, ama.
Şimdi soruyorum, Aziz milletim, bu ülkede bir karışıklık çıksa, bunlar kaçıp gidecek mi sanıyorsunuz?
Elbette, hayır, o zaman seni Anadolu’dan atma planlarının vuku bulmuş halini göreceksin. Bu sessiz işgal halini geçmiş, Anadolu’nun haykırışı halini almıştır artık. Anadolu kalesi projesi bunların önünü almak için, Türk Milletini korumak için Zafer Partisi tarafından yapılandırıldı. Bu ırkçı bir söylem değil, bilakis vatan savunmasıdır. Hiç dikkat ettiniz mi bilmem bu adamın derdi ne diye?! Niçin önce karşı çıkıp sonra onun yolunu takip ediyorlar. Çünkü siyasi rekabetleri ve koltuk savaşları gerçekleri söyleyenlere ırkçılıkla suçlayacak kadar denge kaybı yaşattı bir çoğuna. Şimdi de baktılar millet doğruya akın ediyor. Başladılar izinden gitmeye. Dik duruşu ilk günden bu yana devam ettiren adam bu memleketin gerçek evladı, devlet aklıdır. Kabul edin, ya da etmeyin, gerçekleri yansıtmak, doğru durmak, bu zamanlarda yürek ister. Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’da bu yürek var emin olun. Kendisiyle karşılıklı sohbetlerde bunu bizzat gördüm. Dürüst siyasetçinin kayıplara karıştığı günümüz Türkiye’sinde, siyasetin ve Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlara ülke olarak o kadar alıştık ki, azıcık doğrudan şaşmayan biri görünce sorgular olduk: ACABA?!
Bu işin asla ‘‘ACABA?!’’sı yoktur, bunu her bir vatandaşımız iyi idrak etmelidir. Sağı, solu yok, Vatan savunması var bu gün. Bu ülkede Türk Milliyetçiliği bittiği gün sen tüm millet olarak ve vatan olarak işgal ve esir altında olacaksın. Buna karşı çıkmak milliyetçilik anlayışı, Kuva-i Milliye ruhudur. Bu ruhu sakın ola kaybetmeyiniz! Onlar ‘‘ırkcı’’ diyeceklerse desinler. Vatan savunmaksa, kimliğine sahip çıkmaksa ırkçılık, bırakın desinler. Ama biz biliyoruz ki, bu ırkçılık değil, bilakis var oluş mücadelemizdir. Aziz Milletim, bu mücadele senin en haklı mücadelendir!
 Onbeşliler, Kara  Fatmalar, Seyit Onbaşılar, Deli Battallar, Halime Çavuşlar, Şerife Bacılar, Hurşit Bibiler ve daha adını sayamayacağımız nice kahramanlarımız bu uğurda savaştı ve can verdi. Ruhları Şad olsun, hepsini minnet ve saygıyla anıyoruz.
Şimdi Suriyelilerden, Afganlardan, İranlılardan oluşan orduların yollandığı güzelim Yurdumuzda biz nasıl Milli duygularımızdan yana olmayalım ki?! Bu ihanet değil mi yerin altında yatan onca şehit tinine...
Bunlar artık her yerdeler .Bunlar yüzünden yaşanan ekonomik bunalım hat safhaya ulaştı. Kendi yurdumuzda mülteci konumunda olmak ağırıma gidiyor. Benim iki dedem bu topraklar için savaşmış. Gazilik unvanı almış bir dedenin torunu olmak benim gururumdur. Bir kişi kalsak bu vatan için düşünmeden canımızı ortaya koyarız. Benim vatanım yoksa kimliğim de yoktur. Benim varlığım birilerine dert oluyorsa, aklını başına alması gereken de odur.
Bir canımız var o da bu vatana feda olmalıdır.
Kendi öz yurdumda ben garip bir haldeysem Türk Milleti olarak, sığınmacı kaçaklar el üstünde tutuluyorsa, bense ötekileştiriliyorsam.
Soruyorum size: Bu işgal değil de nedir?
Bu günlerin önceden öngörüsüyle Atam sen uyuma diye bir rehber yazmış. O rehberin adı NUTUK… Oku ve uyan.
Üşengeçlik yapacaksan mutlaka gençliğe hitabeyi oku. Şu günler için kimliğin ve varlığına yasa niteliği taşıyor her ikisi de.
Önümüzde seçimler var. Sığınmacı ve kaçakların hukuka aykırı vatandaşlık almaları senin ülkenin geleceğine yön vermemelidir. Ben inanıyorum ve biliyorum ki, her birimiz sandıkları şerefimiz gibi koruyacak, gerekirse üzerinde sabahlayacak bilinçteyiz. Kimse bizim geleceğimizi tayin edemez. En büyük güç Aziz Milletimizin iradesidir.
Gazi Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve vatan uğrunda şehit düşmüşlerimize boynumuzun borcudur. Bu vatan sahipsiz değil. Türk Milletinin gücünü birgün hepiniz göreceksiniz.

Bu yazı 806 defa okunmuştur.