Toplum olarak zor ve acı olaylarla sınandığımız dönemlerden geçiyoruz. Her üzücü hadise sonrası doğal olarak sorular soruyor, sorumluları arıyor ve çözüm yolları üzerine düşünüyoruz. Ancak bu süreçte en dikkatli olmamız gereken şey; duygularımızı kaybetmeden aklımızı koruyabilmektir.
Çocukların işlediği hataların tüm yükünü yalnızca anne ve babaların omuzlarına bırakmak ne adildir ne de çözüm üretir. Elbette aile, bir çocuğun karakter gelişiminde en temel yapı taşıdır. Ancak eğitim sistemi, okul ortamı, sosyal çevre ve kamu politikaları da bu gelişimde önemli rol oynar. Bu nedenle sorumluluk çok boyutludur.
Okul güvenliği ve eğitim ortamının sağlıklı işlemesi, ilgili kurum ve yetkililerin görev alanındadır. Denetim mekanizmalarının etkin işlemesi, okul ve sınıf ortamlarının düzenli biçimde kontrol edilmesi ve risklerin erken tespiti büyük önem taşır. Eğer bir ihmal ya da eksiklik söz konusuysa, bunun şeffaf biçimde incelenmesi ve gerekli adımların atılması kamu vicdanı açısından zorunludur. Görev üstlenen herkes, yetki kadar sorumluluk da taşır.
Öte yandan meselenin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınması yeterli değildir. Okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Davranışsal sorun yaşayan ya da suça sürüklenme riski bulunan çocuklar için erken müdahale programları oluşturulmalıdır. Uzman desteğiyle yürütülen bireysel takip, psikolojik destek ve rehabilitasyon çalışmaları hem o çocuğun hem de diğer öğrencilerin geleceğini korur.
Burada amaç ayrıştırmak ya da damgalamak değil; doğru destekle çocukları yeniden topluma kazandırmaktır. Eğitim, sadece akademik bilgi değil; karakter, empati ve sorumluluk bilinci kazandırma sürecidir. Sistem; hem bilimsel temellere hem de toplumun kültürel değerlerine uygun biçimde sürekli gözden geçirilmelidir.
Unutmamalıyız ki her çocuk potansiyeldir. Doğru yönlendirme yapılmadığında kaybedilen sadece bir birey değil, toplumun geleceğidir.
Ve en önemlisi…
Yaşanan acılar karşısında yüreği yanan anne ve babalara sabır ve metanet diliyorum. Evlat acısı, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar ağırdır. Hayatını kaybeden yavrularımıza Allah’tan rahmet, ailelerine dayanma gücü; yaralı çocuklarımıza ise acil şifalar temenni ediyorum. Bu millet, acıyı paylaşarak hafifletmeyi bilen bir millettir.
Temennimiz; öfkenin değil sağduyunun, suçlamanın değil çözüm arayışının hâkim olduğu bir anlayışla çocuklarımız için daha güvenli, daha bilinçli ve daha güçlü bir eğitim ortamı inşa edebilmektir.
Çünkü mesele yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir.











