Mahmut Aşkar

Mahmut Aşkar

Kendi Gökkubbemiz
askarmahmut1951@gmail.com

Ahlâkî Üstünlüğünü Kaybetmek

31 Ağustos 2023 - 13:49

Diğerlerine kıyasla daha dürüst, sözüne güvenilir, işinin ehli, haramın her türlüsüne uzak duran, sahip olduğu mal-mülk veya mevki-makamı bir baskı aracı olarak kullanmayan, erdemli kişi ahlâkî üstünlüğe sahiptir. Toplumlar nezdinde de benzeri bir tanımlama yapmak mümkündür. Kendi değerlerimize göre de, bizde olması gereken birçok ahlâkî özelliklere sahip toplumlara göre de yaptığımız kıyaslamada, ahlâkî üstünlüğümüzle övünecek bir seviyede değiliz maalesef.
İnsanlık nezdinde, Fransa Afrika’ya karşı, Almanya Yahudilere ve Nazi olmayan herkese karşı, Amerika Japonlara ve Kızılderililere ve daha nicelerine karşı ahlâkî üstünlüğünü kaybederken, Rusya da işgâl etiği her ülkeye ve Sibirya’ya sürdüğü mazlumlara karşı ahlâkî üstünlüğünü kaybetti. Ve yine İsrail Filistinlilere, Çin Doğu-Türkistanlılara, Sırplar Boşnaklara karşı ahlâkî üstünlüğünü kaybederken, Türkler/Osmanlılar Avrupalılara karşı ahlâkî üstünlüğe sahip bir millet olarak tarihe geçti.
Ahlâkî çöküş...
“Güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderilen” Nebi’nin temelini attığı medeniyetin mensupları bugün itibariyle ne yazık ki, ahlâkî üstünlüğünü kaybetmiştir. Kendi değer ölçülerimize vurduğumuzda da, Batı’yla kıyasladığımızda da durum aynıdır: Biz toplum olarak ahlâkî çöküşün eşiğindeyiz.
Politikacı yalanlar ve içi boş vaatlerle oy topluyor. Dinin resmî ve gayriresmî görevli veya temsilcileri, şahsî menfaat, itikatî/siyasî yakınlık ya da uzaklığa göre fetva veriyor, tefsir/yorum yapıyor. Sıradan bir büro elemanından, üniversite hocasına kadar liyakatın yerine biatçılık tercih ediliyor. Ticarî hayatın çarkları yalan-dolanla dönüyor. Verilen söz tutulmuyor: Taahhütler yerine getirilmiyor. Yanlış yapan esnafın, meslek erbabının pabucu dama atılmıyor. Hak-hukuk gözetilmeyen sistemde, çarklar güçlüden yana dönüyor. Adalet güçlüden yana tecelli edince yerini bulmuyor. Ve neticede karşılıklı güven sarsılıyor.
Güzel ahlâkı tamamlamak üzere vazifelendirilen bir Elçi’ye tabi olanlar; illâ da siyaset, ticaret, ilim ve iş ahlâkında gâvurları örnek gösteriyor ve tercih ediyorlarsa, orada teknolojik üstünlük gibi ahlâkî üstünlük de elden gitmiştir.
“Mevcut tasavvurun ve yaşanılan süreçlerin doğası gereği hareket ile aynılaşan din de kuşatıcı bir din olmaktan çıkmış, örneğin bir varlık, bir evren, bir bilgi, bir eğitim, bir ahlak, bir adalet, bir sanat tasavvuru hakkında ne söylediği belli olmayan ve sadece fıkhi kurallardan ibaret bir din olma durumunda kalmıştır.” (M. Yaşar Soyalan, Yetkin Düşünce, sayı: 7) İllâ ahlâk, illâ edep diyen inanç merkezli bir medeniyet anlayışının, “şu anda ahlâkî üstünlük noktasında sorunlar yaşadığını (M. Görmez, Independet/Türkçe, 12.05.22)” itiraf etmek yetmek, sorunları ortadan kaldırmaz.
Ahlâk ve hukuk birbiriyle son derece iniltili iki kavramdır. “Hukuk ahlakın olmadığı yerde devreye girer (S. Dönmez)” fakat ya hukukta da sıkıntılar yaşanıyorsa?... Hukukî ahlâksızlığın olduğu bir yerde hukuk da hak getire! Lâkin ahlâk! İllâ da ahlak... Çünkü, “Ahlakın olduğu yerde ise, hukuk zaten vardır.” (Prof. Dr. Süleyman Dönmez, Emanet Ahlakı, Türk Yurdu, Mayıs 2019)”
Para, makam, silah ya da iktidar üstünlüğüne sahip olduğunuz bir zamanda ahlâkî üstünlüğünüzü kaybedebilirsiniz. “Eşitlik uğruna kolunu ve gözünü kaybeden beyaz ANC üyesi, Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Eski Yargıcı Albi Sachs: Fedakârlıklarla bugünlere geldik. Fakat ANC iktidar olunca yolsuzluk zincirleri kurulmaya başladı. Yüksek konumdaki insanlar hırslarının peşinden gidenlere çanak tuttu. ANC kimileri tarafından kendini zenginleştirme aracı olarak görülüyor. (…) Oy oranımız düştü, ahlaki üstünlüğü kaybettik. (Yıldız Ramazanoğlu, Karar Gazetesi, 03.07.19)”
İtirafta bulunmanın kendisi bile erdemli ve ahlâklı bir davranıştır ki, biz ahlâkî üstünlüğü kaybedenlerin bu özeleştirisine de hasretiz. Beton binalar yapma uğruna kesilen her ağaç, çölleşen her yeşillik, kuruyan akarsular gibi, sözüne güvenilmeyen, emanete ihanet eden, haram yiyen insanlar yüzünden her geçen gün insanlığımızdan bir parça kaybediyoruz.

 

Bu yazı 597 defa okunmuştur.