Mahmut Aşkar

Mahmut Aşkar

Kendi Gökkubbemiz
askarmahmut1951@gmail.com

Diğergam İnsanlar

06 Temmuz 2023 - 08:26

Şehrin en merkezî caddesinde her geçtiğimde hep aynı yerde gördüğüm genç bir sokak dilencisine, önümde yürüyen, hanımefendi görünümlü genç bir kadının yaklaştığını fark ettim... Görünüşünden Alman’a benzeyen kadın avucunun içinde adeta saklarcasına tuttuğu 20 Euro’yu battaniyeye sarılı bir şekilde oturan adamın avucuna sıkıştırmasıyla arkasına bakmadan yoluna devam etmesi bir oldu. Kalabalık caddede bu durumu ben de görmemiş olsaydım, veren el, alan el ve bir de her şeyi gören ve haberdar olan Yaratıcı arasında kalmış olacaktı.
İleri sanayi toplumunda sokakta yaşamaya mahkûm olmuş ya da edilmiş genç adamın avucuna sıkıştırılan paraya bakıp afallamasına ve iki elini semaya kaldırıp kendince duada bulunmasına vesile olan, sanki bir elinin verdiğini diğer elinden saklarmışçasına davranan diğergam insan ne de asil bir davranış sergiliyordu böyle!...
Bu manzara bana yıllar önce şahitliğini yaptığım benzeri bir olayı hatırlattı:
Henüz genç yaşta sayılabilecek eski bir tanıdık yıllardır her hafta sonu bir şehrin pazarında tezgâhını kuruyor, kendisinin biçip diktiği kıyafetleri satarak geçimini temin ediyordu. Kaldığım şehrin Pazar pazarında dolaşırken karşılaştık. Akşama doğru tezgâhını topladıktan sonra kendisini yolcu etmek için birlikte yürürken genç bir adam önümüze geçti:
“Bana biraz bozuk para verebilir misiniz?”
Boyu posu yerinde olan bu genç adamın uyuşturucu bağımlısı olduğunu tahmin ettiğimden ben oralı olmadım. Madden doymuş zengin sanayi toplumunda adı konmamış tatminsizliğin kurbanı, sokağa terk edilen bunun gibi nice insanların bütün günü “biraz bozuk para” dilenmekle geçiyordu. 
Bizim pazarcı, hayatının baharında sokaklarda yaşamaya mahkûm olmuş adama hiç tereddüt etmeden cebinden 10 Euro çıkarıp verdi. Alman delikanlı, hiç beklemediği bir miktarı avucuna sıkıştıran Türk’e nasıl karşılık vereceğini bilemedi... Beş-on kuruşlara alışık olan gözler, avucuna sıkıştırılan 10 Euro’yu görünce minnettarlığını ifade etmek adına yaptığı hareketi ve o anki memnuniyetin yüz hatlarına yansımasını kelimelere dökmek çok zordu. Bir anlık da olsa, bir insan ancak bu kadar mutlu olabilir, sevinebilirdi.

“Bu fazla olmadı mı?” dedi ve emin olmak için sordu:
“Yanlışlık yapmadınız değil mi?”

Yardımsever kişi gülümseyerek “Hayır!” dedi, “Hepsi senin.” Genç adam tarifi mümkün olmayan bir sevinç hâli ve minnettarlık duygusuyla oradan uzaklaştı.
Gelelim memlekete...
Bundan birkaç yıl önce İstanbul’da alışveriş yaptığım mağazanın sahibine toplumun genel gidişatıyla ilgili endişelerimi dile getirdiğimde, adam bana trafikteki arabaları göstermişti: Bakın, caddeler arabaları taşıyamıyor artık. Yine benzeri bir konuyu bundan birkaç hafta önce bir arkadaşımla tartışırken o da, bir kalkınmışlık göstergesi olarak, caddelerdeki arabaları ve her taraftan mantar gibi biten beton yığını binaları gösterdi.
Arabanız varsa elbette ki trafiğe çıkacak, paranız varsa yeme içme ve tatil yerlerine gideceksiniz. Dünyaya oradan baktığınızda; arabalar, sahiller, restoranlar ve kafeteryalar tıka basa dolu. O semtlerde oturuyorsanız; lüks binalar, markalı kıyafetler, spor ve güzellik salonları vesaire sizin için sıradan bir manzara. Bir de fakirliğin, çaresizlik ve terk edilmişliğin kol gezdiği memleketin diğer yüzünü görmek gerek...
Özellikle yoksul ailelerin kız çocuklarına sağladığı yardımlar ve verdiği manevî destekle hemen herkesin takdirini kazanmış bir dostla birlikte bazen köylere, bazen şehrin kenar semtlerine uğrayarak, önceden belirlenmiş evlerin kapılarını çalıyoruz. Yapılan mütevazı yardımlardan daha çok, mağdur, mazlum ve masum kız çocuklarının başını okşayan, onları kanatları altına alan, okumaya, öğrenmeğe teşvik eden, ilgilenen bir “hoca”larının (doktora verilen sıfat) olması, onlar için hayatî bir önem taşıyor. Bu çocukların bazıları “takdir” bazıları “teşekkür”le sınıfı geçmiş. Bu kızlardan yaşına rağmen cılız kalmış bazılarını unutamıyorum: Yoksulluk çocukların gelişmesini engellemiş.
Şehrin bir yakası veya toplumun bir kesiminde gençler lüks arabalarla caddelerde fiyaka satarken, diğer taraftaki genç çöpten atık plastik şişe topluyordu.
Bir tarafta alabildiğine açılan genç kızlar, bir tarafta alabildiğine kapananlar... İfratla tefrit arasında gidip gelen toplumda orta yol ve orta direk yok artık! Bu anlamda Amerikanlaşıyoruz...
Bayramı vesile kılarak sevgiye, yardıma, hatırlanmaya muhtaç insanların gönlünü hoş tutanlara ve müşküle el uzatmak adına mütevazılığına ve cömertliğine hayran olduğum her cinsten ve dinden diğergam insana selâm olsun!



 

Bu yazı 423 defa okunmuştur.