Mahmut Aşkar

Mahmut Aşkar

Kendi Gökkubbemiz
askarmahmut1951@gmail.com

İnsanla İslâm’ın Arasındaki Müslüman

09 Kasım 2023 - 08:37

Yazmak için masaya her oturuşumda, zihin dünyamda git-gel’ler, bazen de tsunamiler yaşıyorum. Kaleme alınması, üzerinde durulması ve çözümlenmesi gereken konuların istilasına uğruyorum. Her konu bir diğerinden daha acil, daha öncelikli. Çoktan beridir kendini aşmaya çalışan, kendi ezberini bozan ve kendisiyle yüzleşmeyi göze alan bu süreçte bazen en yakınımdakilerle uzaklaşıyor, yalnızlaşıyorum. Zaten kendi yoluna koyulan yalnızlığı göze alır, ya da yalnızlığı göze alanlar kendi yolunu tayin eder.
Daha iyisini yapamadığımız ve düşünemediğimizden, kendimize birçok konuda hâlâ örnek aldığımız Batı, artık büyük düşünürlerin, filozofların şekillendirdiği Batı değildir. Batı, insanlığın geleceğine dair yeni bir şey söyleyemiyor. Batı, dünyanın doğal kaynaklarını tükettiği gibi kendi değerlerini de tüketti. Küresel sermaye veya “vahşi kapitalizm”in dümenine geçtiği bu geminin giderek kabaran insanlık öfkesinde alabora olmadan güvenli sahile ulaşması mümkün görünmüyor.
Batı’ının ötekisi olan İslâm Dünyası’nda, Ali Bardakoğlu’nun deyimiyle, Müslümanlar insanla İslâm arasında perde olduğundan; adalet, güzel ahlâk ve barış diniyle tanış olamadık. Batı düşünürlerini okuyup anlamaya çalıştıkları kadar, insanı merkezine alan, insanlığa barış, huzur ve sosyal adalet vaat eden Hz.Muhammed’i anlamaya çalışsaydı bizim aydınımız, bugün Müslümanlar gibi diğer dinlere mensup insanlar da şimdikinden çok daha yaşanabilir bir dünyaya sahip olabilirlerdi. Hz. Peygamber’in vefatından ve özellikle Emevilerle birlikte Arabistan’ın kumlarına gömülen adalet dini İslâm (İhsan Eliaçık), yerini zulüm, sömürü ve baskının hâkim olduğu bir ortamda namazı niyazıyla teselli bulan din anlayışına bıraktı.
Bir tarafta dine mesnetsiz saldıranlarla veya din karşıtlığı üzerinden kendi ideolojik kimliğini tanımlayanlarla uğraşırken, diğer tarafta insanların manevi duygularını sömürerek ve dini bir araç olarak kullananlarla kavgamız devam ediyor. “Hz. Muhammed yöneticilerin ve kodamanların hakları için değil, yönetilenlerin ve ezilenlerin hakları için savaş vermiştir. Bu bir ibadet savaşı değil, adalet savaşıydı. (Roger Garaudy)” Hakları gasp edilen, ezilenlerin dini olmaktan çıkarılıp, hükümranların dini hâline getirileliberi Müslüman halklar ezilmekten ve hakları ayaklar altına alınmaktan kurtulamadı.
Adaletsizliğe kulak tıkayan ve haklının hakkını aramayanların hâkim olduğu bir topluma dönüştük. Zira adaletin olmadığı yerde dinin ne hükmü ne de hikmeti kalır.
Siyahla beyaz arasındaki gri alanlara girmediğimizden dolayı ya ilerici ya da gerici, ya hain ya da vatansever, ya iyi ya da kötü, ya Atatürkçü ya da şeriatçıyız. Birbirimizle dalaşmaktan bitap düşmüş bir hâldeyiz. İslâm’ın önüne perde olmuş “Müslümanlar”ı bir kenara çekebilsek, Atatürk’ü kendine siper edinmişleri oradan çıkarabilsek, ufkumuz açılacak, kendi ellerimizle kazdığımız hendeklerden düzlüğe çıkacağız.
Ah ne olsaydı, bizim seküler ya da muhafazâr aydınımız da İslâm’a, aslen Hıristiyan olan büyük şarkiyatçı Edward Said gibi bakabilseydi: “İslam’ın olağanüstü ‘içtihat’ geleneğinin yavaş yavaş kaybolması, zamanımızın en büyük kültürel felaketlerinden biri oldu; bunun sonucunda, eleştirel düşünce ve bireyin modern dünyanın sorunlarıyla cebelleşmesi de son buldu. Bunların yerine bağnazlık ve dogma hüküm sürüyor artık. (Edward W. Said, Şarkiyatçılık/Batı’nın Şark Anlayışları)
Aslında her renkten ve ırktan insanlığa bir kurtuluş reçetesi olabilme potansiyeline sahip İslâm’ın önündeki “perde”yi kaldırabilsek, derdimize çare olacak şöyle bir din okuması yapabileceğiz: “Hz.Muhammed namaz kıldırma memuru değildi. Tebliğe de namazla başlamadı, aksine önce Zulme isyan etti. Statükoya dur dedi. Egemenlere baş kaldırdı. Yerleşik düzene isyan etti. Ezilenlerin hakkını savundu. Güç odaklarına boyun bükmeden egemenlerin mal-makam tekliflerini reddetti. (İsrafil Balcı)”
Bizim feryadımız; bu görüşe itiraz edileceğinden dolayı değil, bu Muhammedî yola girmeyi göze alan bir toplumun olmayışındandır.



 

Bu yazı 410 defa okunmuştur.