Anılara yolculuk ve
Beşöyür: Şuursuzca, önünü arkasını düşünmeden hareket eden; yaptığı işin nereye varacağını hesap etmeden, sonucun nelere mal olacağını düşünmeden sorumsuzca davranan.
Bu konuda atasözlerimiz de vardır.
“ Oğul oğul olsa neyniyer dede malını, oğul beşöyür olsa gene neyniyer dede malını.”
Bunun örneklerini çoğu defa gördük ve duyduk.
Düşünün bir baba gecesini gündüzüne katarak çalışır, kazanır.
Kazandıkça da;
“ Uşaxların dal gününe ( geleceğine) yığıram“ yani bütün yatırımım çocuklarım için, der.
Topladıkça toplar.
Ama bazan çocuklarımızın geleceğini hazırlıyoruz diye, çocukluğunu gençliğini, yaşamasına fırsat vermiyoruz, kısıtladıkça kısıtlıyoruz.
Burda har vurup harman savunmasını kast etmiyorum.
Her şeyi dolu dolu yaşayıp da doyumsuz olan, daha fazlasını isteyen çocuklarımız…
Rahmetli babaannem derdi” Ezizim, eziz , terbiyesi özünnen daha eziz.”
Fazla şımartarak; çocuğun
“ Dediyim dedik, çaldığım düdük” başına buyruk, elindekinin kıymetini bilmeden, karşısındakinin haklarına saygı göstermeden,
“Dünya benim etrafımda dönüyor “ mantığıyla büyütülmesi, çocuktur deyip, yaptığı her yanlışa göz yumulması, hatta bazan alkışlanıp gülerek desteklenmesi…
Her anne baba imkanları ölçüsünde çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister.
Ama maalesef hayat şartları buna her zaman izin vermez.
Bir anne, babayı en çok üzen çocuğunun karşısında çaresiz kalmaktır.
Bir çocuğu da en çok yaralayan annesi babası tarafından sevgisiz, ilgisiz bırakılmaktır.
Bazan dünya telaşesine düşer, çocuklarımızı ihmal ederiz.
Yarınlarını yapalım derken bu günlerinde bazı şeylerden mahrum bırakırız.
En kötüsü sevgimizden mahrum bırakırız.
Onunda bir birey olduğunu unutup,
“Uşaxsan sesiyi kes ! “
Sorduğu soruları geçiştirerek
“Yorgunum, işim var, seninle uğraşamam, höfselem bir tike olup” gibi cevaplarla uzaklaştırmak.
Genellikle okulda öğretmenin korkusundan( Daha çok ilkokullarda) sesini çıkaramamak, soruların cevabını bildiği halde, cesaret edip cevap verememek.
Bizim muhitimizi ve çocukluk yıllarımızı kast ediyorum, yanlış anlaşılmasın.
Baba “ Sen uşağsan sesiyi kes, uşağ niye danışır!”
Başka çocukları överek, kendi çocuğunun hatalarını aramak.
“Sennen çöreğ goxusu gelmir, beşöyür olup çıxacaxsan” diyerek çocuğun özgüvenini elinden almak.
BEŞÖYÜR damgasını vurmadan önce, biraz da düşünmemiz gerekmez mi?
Acaba temelinde hangi sebepler yatıyor?
Derler ya “ Çok söylersen arsız olur, çok kısarsan hırsız olur”
Oysa ne cevherler vardır, kısıtlı imkanlarıyla mucizeler yaratan, hiç bir bahanenin arkasına sığınmayarak adeta yokları var eden.
“Şöyürlü uşax attığı adımnan bellidi” dedirten.
“Oddan kül, külden od olar “atasözümüzü doğrulayan.
Beşöyür ise baba önden çıktıktan sonra, şuursuzca yaptığı hareketlerle malı mülkü talan eder.
“ Şöyürrü uşax var, biri min eliyer. Beşöyür uşax var, varı dövleti yernen bir eliyer.
Hemen başlar, konu komşu söylenmeye.
— Beşöyür, o hal malı mülkü sattı, talan eledi.
— Gorun çattasın…….. .. başıyı galdır, gör yığdığın servet hardadı?
— Sattı savdı, anasını da leylan çölünde goydu, guldur…..oğlu.
— Be irehmettilk,halal demedi, haram demedi, yığdı.
— Gıyıp üstüne tezze paltar almırdı, indi uşağlar hol eliyir,
— Atalardan galmadı “Yiyer oğul uşağ, verer şirin can”.
— Allah adama şöyürlü uşağ versin.
gibi haklı haksız bir sürü konuşma.
Şuursuzca hareket eden birisi için söylenenler;
— Az bu beşöyüre kim gız verecek, iş yox, güj yox, axşama geder küçelerde sümsünür, guldurluğ eliyir.
— Beşöyür, hansı işin ucunnan tuttusa batırdı, günortaya geder yatır, günorta tükanı açır.
Uyarı anlamında;
—Ay oğul, o beşöyüre tay olma, seni de xoruza yühlüyer.
(Xoruza yüyhlemk: Elindekini avucundakini alıp, perişan etmek. )
— Ay beynava, neçe senedi ottun, indi bu beşöyürü hardan taptın? Haray bu başdan yaxayı kutar!
Burada bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim.
Bir amca şöyle anlatmıştı.
Babamın durumu eyidi.
Köyde yerimiz( tarlamız), malımız, heyvanımız çoxuydu.
Eme rehmetlik babam meye göz verirdi ışıx vermirdi.
Gedip uşaxlarnan oynasam,
— Ede hara gaçırsan,gel bu malları çöle apar, hodax tek getmesin.
Hodax: Hayvan otlatıcısı.
Küçelerde guldurluğ eleme.
Bir şey almasını istesem.
— Pencer parasını alanda, ne desen alacam, der geçiştirirdi.
İçimnen deyirdim, babam ölsün, gezip kef eliyecem, para pul mende olacax, istediğim kimi xerşdiyecem.
Aradan zaman geçti, babam öldü.
Sudan çıxmış balığa döndüm.
Bir zaman soyra anam ere getti.
Övey babam, malın mülkün üstüne oturdu.
Meni hodağ olarak başka bir aileye verdiler.
“Oğlan uşağıdı, tembel alışmasın”
dedi.
Anamda garşı çıxmadı.
Mehtebden de aldılar.
“Oxuyup, molla Penah olasaaann? Get iş güc örgen.
“Babam hardasan, deyip başıma çox döydüm, ama niyetimin çöreğini yemiştim.
Çiğnimde bel, ayağımda çamurlu lastik ayakkabı kevşennerde leliğ oldum.
İndi neçe yaşına gelmişem, ne eynim tezze paltar gördü, ne cebim dolu para, deyip derin bir ah çekti.
“ Siz siz olun babayızın gıymetini bilin “ dedi ve yüzünü diğer tarafa çevirdi.
Gözünden akan damlaları,göstermek istemediği anlaşılıyordu.
Çok üzgün olduğu her halinden belliydi.
Değerli dostlar;
Beşöyür kelimesini biraz geniş ele alarak yorumlamaya çalıştım.
Tabiiki sözüm meclisten dışarı.
Allah ‘herkese xeyirli, şöyürlü ‘evlatlar nasip etsin, anne babaya da çocuğunu yargılamadan, başka çocuklarla mukayese etmeden, başka çocukları örnek göstermeden önce durup düşünmeği, onların da bir birey olduğu bilinciyle hareket etmeyi, sevgiyle yaklaşmanın milyonlardan daha kıymetli olduğu bilinciyle hareket etmeyi…
Saygı ve sevgilerimle











